7 Mayıs 2007 Pazartesi

Sümela Ve Film Stüdyosu


Trabzon'un ünlü Sümela Manastırı'na gittiğimiz günlerden birinde dönüş yolu üzerinde bir ev dikkatimizi çekti. Gerçi ev demek biraz yanlış olur, sanki bir film stüdyosunun önünden geçmiştik. Evin resimlerini çekmeye karar verdik ve önünde durduk. Evin sahibinin orada olduğunu fark edince izin almamızın gerektiğini düşünüp izin istedik ve kendimizi çok güzel bir sohbet içinde bulduk. Evin sahibi Cevat Yılmaz'dı ve evi kendisi inşaa etmişti. Sohbetimiz ilerledikçe evden daha ilginç şeyler dikkatimizi çekmeye başladı. İlk defa gördüğüm kamelyalar, bar tabureleri, sandalyeler vesaire vesaire... Cevat Bey yıllarca İstanbul'da Amerikan şirketlerinde elektrik mühendisi olarak çalıştıktan sonra emekli olup memleketinde bu evi yapmaya vermişti kendini. Çokta güzel yapmış yoksa biz bu kadar güzel bir yapıyı göremeyecektik.

Gitmeyenleriniz için şiddetle tavsiye ediyorum, Trabzon-Erzurum karayolunun 21. kilometresinde Maçka yol ayrımından sonra 15 kilometre daha gidip Sümela Manastırı'na ulaşıyorsunuz. Sümela Manastırı ayrıca bir milli parkımızın içinde, yani hem tarih hem yıllara meydan okuyan harika bir yapı ve doğa içiçe. Bu kadar Sümela dedik biraz bahsedelim isterseniz. Yaygın inanca göre, Karadenizli Hristiyan Rumlar Mela dağındaki mucizevi Panagia ikonosundan bir şey diledikleri zaman 'stou mela' derlermiş, bu kelime zamanla Sumela'ya dönüşmüş, bu yüzden manastıra ‘Karadağın (Mela dağının) bakiresi' de denilmektedir. Alman tarihçi ve gezgin Jacop Philipp Fallmerayer'in Sümela Manastırı için söylediği şu sözle yazıyı bitirelim. "Tüm dünyada, Kolhis’in Mela dağındaki bu manastır kadar güzel dini yapı yoktur". Daha fazla bilgiye trabzon.org'dan ulaşabilirsiniz.


2 yorum:

  1. Yazıyı okuyunca 2003 yılına gittim birden. Bu ev bir gün Sümela'ya giderken dikkatimi çekmişti. Daha sonra sırf içini de görebilmek için güneşli bir günde yollara düşmüştüm. Sağolsun Cevat bey oldukça ilgilenmişti. Hatta uzun uzun muhabbet etmiştik. Çok ilginç ve entellektüel bir adam olarak hatırlıyorum Cevat beyi. O zamanlar evi Turizm Bakanlığı denetiminde elit bir restorana çevirme planları vardı. Bilmiyorum hayata geçirebildi mi? Ama o gün bu gündür bu ev aklımdan hiç çıkmaz. İnşallah bir gün bende akdeniz sahillerinde bir yere bir benzerini kendi ellerimle yapmayı düşünüyorum :)Yazı için teşekkürler, maziye götürdün beni...

    YanıtlaSil
  2. @trapezunda
    Rica ederim, Cevat Beyin hala restauranta çevirme düşüncesi var ama şimdilik biraz zor sanırım. Gerçekten çok ilginç bir insan Cevat Bey, hem ressam, hem yazar, hem heykeltraş. Bütün bunları bir arada toplamak gerçekten ilginç. Bizim blogumuz içinde bir hikaye yazıyor şuan, sümela mastırına geziye giden bir grup insanın dönüş yolunda yaşadıkları gerilimli ve maceralı bir hikaye. Bitmesine çok az kaldığını biliyorum, bittiği gibi buradan yayınlayacağım. yorumunuz için teşekkürler...

    YanıtlaSil