
31 Mayıs 2008 Cumartesi
Yeterr!!!!

29 Mayıs 2008 Perşembe
Heryer Aydınlık!!!


Bu üçüncü fotoğraftada yenisini bizim yaptığımız havaalanının hem eskisi hem yenisi birarada görüyorsunuz. Blog foto bloga döndü neredeyse. Bundan önceki postlarıma bakarsanız foto koymamaya özen gösterdiğimi farkedersiniz. Çünkü foto zaten anlatmak istediğini anlatıyor birde senin yazdıkların üzerine sadece süs oluyor. Bu kadar foto yeter sanırım artık blog yine eski formatından devam ederiz:D
Evil Dead
Yanımda çok sayıda dvd getirdim boş zamanlarımda izlemek için. Bu dvd lerden biride geçen sene koleksiyonuma eklemek için alıpda bir türlü izleme fırsatı bulamadığım evil dead di. Çocukluğumda en çok korktuğum filmdi diyebilirim. Tam bir klasik, artık pek korkutmasada yinede bütçesi 375000 dolar olan bir filme göre makyajından oyuncularına kadar süper bir film birkez daha görmüş oldum.

Eurovision burada çok geç saatte yayınlanmasına rağmen oturup izledik Ruslarla. Bizim gibi öyle milli maç izler gibi izlemiyorlar, gayet sessiz sessiz puanlamaları izliyorlar. Zaten burada alkış nedir bilmiyorlar o da ilginç. Canlı müzik yapan yerlerde her parçanın sonunda alkış yapan sadece biz oluyoruz ve diğer herkes de yanlış birşey yapmışız gibi bize bakıyorlar:D Ben Dima Bilan'ı zaten dinleyip seviyordum ve onun kazanacağınıda biliyordum, ve tahmin ettiğiniz gibi Ruslar Eurovision'u kazandıklarını soğukkanlılıkla karşıladılar. Dedim herhalde birkaç defa daha kazanmışlar ki bu kadar rahat karşıladılar, sordum, ilk kez kazanıyorlarmış. Soğuk bu ruslar soğuk...

Eurovision burada çok geç saatte yayınlanmasına rağmen oturup izledik Ruslarla. Bizim gibi öyle milli maç izler gibi izlemiyorlar, gayet sessiz sessiz puanlamaları izliyorlar. Zaten burada alkış nedir bilmiyorlar o da ilginç. Canlı müzik yapan yerlerde her parçanın sonunda alkış yapan sadece biz oluyoruz ve diğer herkes de yanlış birşey yapmışız gibi bize bakıyorlar:D Ben Dima Bilan'ı zaten dinleyip seviyordum ve onun kazanacağınıda biliyordum, ve tahmin ettiğiniz gibi Ruslar Eurovision'u kazandıklarını soğukkanlılıkla karşıladılar. Dedim herhalde birkaç defa daha kazanmışlar ki bu kadar rahat karşıladılar, sordum, ilk kez kazanıyorlarmış. Soğuk bu ruslar soğuk...
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Buz ve Su
Ne kadar su varsa burda her akşam buz oluyor ve sabah tekrar eriyip su oluyor. Üzeri buzla kaplı suları ayağımla basarak kırmaya bayılıyorum niyeyse. Şantiyelerde buzları kırmayı yasaklamış durumdayım, sabah ilk iş hepsini kendim kırıyorum. Hani magnum reklamlarında ilk ısırışta çıkan ses vardır ya, işte aynen öyle bir ses çıkıyor basıldığında buza ve ben en çok o sesi seviyorum:D Buz kırayım derken birgün ayağım tamamıyla suya girecek o zaman dersimi alıcam herhalde.
Burada ne kadar yapı varsa biz inşaa etmişiz diyebilirim. Genelde Rus mimari yapısına sağdık kalarak yapılıyor tüm projeler. Ben pek sevmiyorum daha çok modern mimari yapıları seviyorum, burdada birkaç tane öyle projemiz var. Nehir birkaç güne kadar açılacak, açıldığı gibi bir nehir gezisi yapıp o izlenimleride hemen not edeceğim. Paylaşabilecek güzel fotolar çıksa ne ala.

23 Mayıs 2008 Cuma
Subotnik Günü
Bugün burada subotnik günü, temizlik günü. Zaman zaman böyle günler düzenleyip şehri hep bir elden temizliyor halk. Hatta apartman korkuluklarına kadar boyuyorlar. Güzel bir uygulama bence.
Kutupda Plaj?!!?
Bu akşam şirket çalışanlarına yemek vereceğiz. Bizzat kendim ilgilendim, tek tek mekanları gezdim. Öyle çok fazla yer yok zaten yemek yenecek. Asma bir köprü şehri ikiye ayırıyor, bir restorant orada bulduk, güzel görünüyor. Onunda dışında birkaç yer daha var ama asma köprü üzerindeki ağır basacak gibi duruyor. Yazın bu asma köprünün ayaklarının altında plaj kuruluyormuş, İnsanlar güneşlenip nehre giriyorlarmış. Yazın bile soğuk geçecek biliyorum nasıl olupda nehre girecekler anlamış değilim. Ben hala kar montu ve kar botu giyiyorum. Halk gayet rahat kolsuz t-shirtler giymeye başladı. Bana garip garip bakıyorlar:D
Türkleri pek sevmiyorlar, gerçi sadece bize özgü bir gıcıklıkları yok gördüğüm kadarıyla. Rusça bilmeyenleri pek sevmiyorlar. Ben pek zorlanmıyorum çünkü benide çoğunlukla Rus sanıyorlar. Ama birşey anlatmaya çalıştıklarında anlamadığımı görünce tavırlarıda değişmiyor değil. İngilizce bilen birini bulabilmiş değilim daha. Şoförüm aynı zamanda bana tercümanlıkda yapıyor ondan daha rahatım. Kırgızistanda yaşayan bir özbek şoförüm, adı Abdullah. Eşi ve
annesinide buraya getirmiş onlarda çalışıyorlar. Dürüst ve dobra olması çok hoşuma gidiyor, mesela geçen gece aradım telefonuma çıkmadı, sabah niye açmadın seni aradım dedim. Şef, biraz içmiştim bilerek açmadım dedi. Şaşırdım, kızayım mı, kızmayayım mı bilemedim. Ama dürüst olması hoşuma gitti.
Trafik kurallarının katı olduğundan bahsetmiştim. Biz Türkiye'de gitmek istediğimiz bir yere hemen ulaşmaya alışmışız. Küçük bir yer olmasına rağmen ulaşım zaman alıyor çünkü hız sınırı 40. Tıngır mıngır yolculuk yapıyoruz. Her yaya gördüğümüzde durmak zorundayız. Medeniyetin fazlası bünyemde kötü etkilere neden oldu sanırım, yollar bitmek bilmiyo. Nehirler iyice eridi sayılır. Tamamen erisin nehir turları yapmaya başlarız herhalde. Yemeğe çıkacağımızdan başlayıp nerelere gelmişim ya, neyse yine yemekten bahsedeyim. Geçen haftada çıkmıştık yemeğe, genelde yemekler domuz etinden olduğundan pek seçeneğimiz kalmıyor. salata ve pizza bulabilirsem kendimi şanslı hissediyorum.

annesinide buraya getirmiş onlarda çalışıyorlar. Dürüst ve dobra olması çok hoşuma gidiyor, mesela geçen gece aradım telefonuma çıkmadı, sabah niye açmadın seni aradım dedim. Şef, biraz içmiştim bilerek açmadım dedi. Şaşırdım, kızayım mı, kızmayayım mı bilemedim. Ama dürüst olması hoşuma gitti.

Etiketler:
Gezi,
is dunyasi,
Kişisel saçmalıklar
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Mamutlar


66. Paralel ve Buzdan Heykeller


20 Mayıs 2008 Salı
Merhaba!!!
Yazmayalı baya oldu, ancak fırsat bulabildim. Daha doğrusu internet sorununu yeni çözebildim. Kamptaki internet blog adreslerine sınırlandırılmış. Bende şantiyedeki ofisime kendi imkanlarımla internet getirdim. Neyse efendim artık yazabileceğim. O kadar çok şey yaşadım ki bu iki hafta, not da almadığımdan sadece hatırlayabildiklerimi yazacağım.
Şuan 66. derece 33' paralelindeyim yani tam kutup dairesinin üzerinde:D Beklediğim kadar soğuk değil. Gerçi geldiğimiz gün kar fırtınası vardı ve baya soğuktu ama gün geçtikçe dahada sıcak oluyor. İlk geldiğimiz gün montlar ısıtmaya yetmiyordu, bugün ise t-shirt giyiyorum:D Kırk yıl düşünsem buraya geleceğim aklıma gelmezdi. İlk izlenimler, duyduklarım beni baya şaşırttı. Burası sanki başka bir gezegen. Güneşin hiç batmadığını hepiniz biliyorsunuzdur herhalde, ondan bunu hemen geçeceğim. Ama yinede çok garip oluyor söylemeden edemeyeceğim. Gece uyumaya giderken iyi geceler diyemiyor insan:D Bir garip oluyor. Geldiğimde heryer kar ve buzdu ama şuan yavaş yavaş erimeye başladılar. Burada uzun bir nehir var ve şehre gelen tüm herşey o nehir sayesinde gelebiliyor. Yani sadece yaz aylarında açık olan nehir sayesinde şehre dışarıdan yiyecek yada içecek gelebiliyor. Tren veya uçakla ulaşmak mümkün ama maliyet nedeniyle taşımacılıkta pek tercih edilmiyor sanırım. Kırk yıllık uçuş fobimi yendim diyebilirim. Heyooooo!!!! Tabi ilaçlar yardımıyla:D İstanbul-Moskova ve Moskova-Salekhard tam 6 saat sürdü ama hiç rahatsız olmadım.
Burada oksijen çok azmış fakat ben yaşamımda pek bir etkisini görmedim. Hatta Rus Hükümeti burada yaşayanlara uzun tatiller veriyormuş sağlık açısından. Halk tamamen dışarıdan gelme. Buranın yerlilerine hanti deniyor. eski mo ların bir çeşiti. Ama onlar çok azınlıktalar ve hala ya çadırda (soğuğa rağmen) ya da ahşap evlerde yaşıyorlar. Geri kalan halk ise Rus hükümetinin burada çalışması için gönderdiği insanlar. Yüksek maaşlar verildiğinden çok zengin bir halkı var. Mesela burada ev fiyatları 350 bin dolardan başlıyor. O da apartman dairesi ve 50 m2 kadar. Tolstoyun romanlarında geçen Rus sürgün bölgesi işte burası. Stalin bile 2 kere sürgün edilmiş buradaki hapisaneye. Daha gidemedim ama hala faal olan bu hapishaneye gidip fotoğraflarınıda yayınlamayı düşünüyorum.
Şimdilik bu kadar anlatayım, yarın devam ederim.
Şuan 66. derece 33' paralelindeyim yani tam kutup dairesinin üzerinde:D Beklediğim kadar soğuk değil. Gerçi geldiğimiz gün kar fırtınası vardı ve baya soğuktu ama gün geçtikçe dahada sıcak oluyor. İlk geldiğimiz gün montlar ısıtmaya yetmiyordu, bugün ise t-shirt giyiyorum:D Kırk yıl düşünsem buraya geleceğim aklıma gelmezdi. İlk izlenimler, duyduklarım beni baya şaşırttı. Burası sanki başka bir gezegen. Güneşin hiç batmadığını hepiniz biliyorsunuzdur herhalde, ondan bunu hemen geçeceğim. Ama yinede çok garip oluyor söylemeden edemeyeceğim. Gece uyumaya giderken iyi geceler diyemiyor insan:D Bir garip oluyor. Geldiğimde heryer kar ve buzdu ama şuan yavaş yavaş erimeye başladılar. Burada uzun bir nehir var ve şehre gelen tüm herşey o nehir sayesinde gelebiliyor. Yani sadece yaz aylarında açık olan nehir sayesinde şehre dışarıdan yiyecek yada içecek gelebiliyor. Tren veya uçakla ulaşmak mümkün ama maliyet nedeniyle taşımacılıkta pek tercih edilmiyor sanırım. Kırk yıllık uçuş fobimi yendim diyebilirim. Heyooooo!!!! Tabi ilaçlar yardımıyla:D İstanbul-Moskova ve Moskova-Salekhard tam 6 saat sürdü ama hiç rahatsız olmadım.
Burada oksijen çok azmış fakat ben yaşamımda pek bir etkisini görmedim. Hatta Rus Hükümeti burada yaşayanlara uzun tatiller veriyormuş sağlık açısından. Halk tamamen dışarıdan gelme. Buranın yerlilerine hanti deniyor. eski mo ların bir çeşiti. Ama onlar çok azınlıktalar ve hala ya çadırda (soğuğa rağmen) ya da ahşap evlerde yaşıyorlar. Geri kalan halk ise Rus hükümetinin burada çalışması için gönderdiği insanlar. Yüksek maaşlar verildiğinden çok zengin bir halkı var. Mesela burada ev fiyatları 350 bin dolardan başlıyor. O da apartman dairesi ve 50 m2 kadar. Tolstoyun romanlarında geçen Rus sürgün bölgesi işte burası. Stalin bile 2 kere sürgün edilmiş buradaki hapisaneye. Daha gidemedim ama hala faal olan bu hapishaneye gidip fotoğraflarınıda yayınlamayı düşünüyorum.
Şimdilik bu kadar anlatayım, yarın devam ederim.
5 Mayıs 2008 Pazartesi
I'am Awesome.
Yazmayalı bir ay oldu herhalde. Blog yazmaya başladım başlayalı bu kadar yazmadığım olmamıştı. Bu bir ayda neler oldu neler. Son postlarımda iş aradığımı yazmıştım. Artık bir işim var. İş arama sürecinde çok şey öğrendim. Bir kere Türkiye'de insan kaynakları denen kurum yok, olanıda yalandan, bakın işte biz büyük şirketiz bizimde insan kaynakları departmanımız var işe alımlarla onlar ilgileniyor diye bilmek için bulundurmuş. Gerçekten düşündüğüm ciddi işlerde hep şirketlerin ceo ları bizzat görüştü benimle. Birde şu söze sinir insan kaynakları sitelerinde verilen ilanlarda: "yetiştirilmek üzere yeni mezun falanca mühendisi aramaktayız." Efendim tercüme edeyim: "şirketimizde sağılmak üzere inek aranmaktadır." Böyle gördüğüm ilanları hemen eledim. Ben görüşmelerde adama üniversitede otomobil sporları kulübü kurdum, o kulüple dünya 3. sü bile olduk, şöyle şöyle başarılar çalışmalar yaptık diyorum o bana ehliyetiniz var mı diyor:D İşte böyle zihniyetle işe girmeye çabaladım. İlan verdikleri işi kolay gören işverende görmedim bu süreçte. Hep yapacağım işin çok zor olduğunu buna hazır olmam gerektiğini falan filan söyledi durdular. Tabi bunlar bana çok komik geldi. Bu görüşmeler sonrasında en son kendi işimi kurmaya karar vermişken kuzenimden gelen bir teklifi kabul ederek iş arama maceramı bitirmiş oldum.
Gelişimime çok faydasının olacağını düşündüğüm bir iş bu. Rusya'da büyük çaplı inşaatlar yapacağız. Bu akşam moskova'ya uçuyoruz ekip olarak. Oradan da Salekhard'a. Benim için çok enteresan olacak eminim. Salekhard Rusya'nın kutup dairesi üzerindeki tek kenti. Yamalo federal bölgesinin başkenti. Çok enteresan ama internette salekhard hakkında tek türkçe bilgi dahi bulamadım. Hatta ingilizcesini bile zor buldum. Allah'tan google translate varda rusça sitelerden baya bir bilgi elde edebildim. Kutup deyince soğuk bir yer olduğunu anlamışsınızdır. Hem havası hemde insanları soğuk:S Neyse bende pek sıcak bir insan sayılmam zaten:D Şimdi Salekhard'dan bahsetmek istemiyorum oraya gidince uzun uzun bahsederim.
Burdan iş hayatına başlamadan önce kendime çok kısada olsa bazı tavsiyelerim olacak. Bak canım(kendime söylüyorum) -çok laubali bir başlangıç oldu aslında iş ile ilgili bir tavsiye için- hemen düzeltiyorum, bak! murphy'nin en temel beş yasasını hiç unutma!!! Unutma diye sana buraya yazıyorum:
1-Hiçbirşey göründüğü kadar kolay değildir.
2-Herşey sandığından çok fazla zaman alır.
3-Ters gidebilecek her şey ters gider.
4-Ne kadar iş yaparsan yetmez.
5-Yapmadığın işler yaptığından daha önemlidir.
Bunlar sana yeter fazlasına ihtiyacın yok.
19 yaşımdaki halimi hatırlıyorumda tamda bugün bu yerde olmayı hayal ediyordum herhalde. Ama aradan geçen 7 senedenmidir yada geçici birşeymidir bilmiyorum ama sevdiklerimden ayrılıp bu kadar uzağa gitmek sandığımdan daha zor oldu benim için. Hayatta ağlamayı beceremeyen bir insan oldum, topu topu toplasan tüm hayatımda 3 kere ağlamışımdır herhalde. Hazırlanma sürecinde baya bir deneyim yaptım ama. Bunu biraz ana kuzusu olmama yoruyorum:D Aslında uzun zamandır ailemden uzaktayım ama bu kadar uzakta olma fikri hoşuma gitmedi işte. Neyse siz bu son paragrafı okuduktan sonra hemen unuttun, ne ben söyledim ne de siz okudunuz.
Hergün yazmaya çalışacağım ama tabi bu mümkün olur mu, ne kadar yoğun oluruz yada yazacak ilginç birşey olur mu onu orada göreceğiz.
Gelişimime çok faydasının olacağını düşündüğüm bir iş bu. Rusya'da büyük çaplı inşaatlar yapacağız. Bu akşam moskova'ya uçuyoruz ekip olarak. Oradan da Salekhard'a. Benim için çok enteresan olacak eminim. Salekhard Rusya'nın kutup dairesi üzerindeki tek kenti. Yamalo federal bölgesinin başkenti. Çok enteresan ama internette salekhard hakkında tek türkçe bilgi dahi bulamadım. Hatta ingilizcesini bile zor buldum. Allah'tan google translate varda rusça sitelerden baya bir bilgi elde edebildim. Kutup deyince soğuk bir yer olduğunu anlamışsınızdır. Hem havası hemde insanları soğuk:S Neyse bende pek sıcak bir insan sayılmam zaten:D Şimdi Salekhard'dan bahsetmek istemiyorum oraya gidince uzun uzun bahsederim.
Burdan iş hayatına başlamadan önce kendime çok kısada olsa bazı tavsiyelerim olacak. Bak canım(kendime söylüyorum) -çok laubali bir başlangıç oldu aslında iş ile ilgili bir tavsiye için- hemen düzeltiyorum, bak! murphy'nin en temel beş yasasını hiç unutma!!! Unutma diye sana buraya yazıyorum:
1-Hiçbirşey göründüğü kadar kolay değildir.
2-Herşey sandığından çok fazla zaman alır.
3-Ters gidebilecek her şey ters gider.
4-Ne kadar iş yaparsan yetmez.
5-Yapmadığın işler yaptığından daha önemlidir.
Bunlar sana yeter fazlasına ihtiyacın yok.
19 yaşımdaki halimi hatırlıyorumda tamda bugün bu yerde olmayı hayal ediyordum herhalde. Ama aradan geçen 7 senedenmidir yada geçici birşeymidir bilmiyorum ama sevdiklerimden ayrılıp bu kadar uzağa gitmek sandığımdan daha zor oldu benim için. Hayatta ağlamayı beceremeyen bir insan oldum, topu topu toplasan tüm hayatımda 3 kere ağlamışımdır herhalde. Hazırlanma sürecinde baya bir deneyim yaptım ama. Bunu biraz ana kuzusu olmama yoruyorum:D Aslında uzun zamandır ailemden uzaktayım ama bu kadar uzakta olma fikri hoşuma gitmedi işte. Neyse siz bu son paragrafı okuduktan sonra hemen unuttun, ne ben söyledim ne de siz okudunuz.
Hergün yazmaya çalışacağım ama tabi bu mümkün olur mu, ne kadar yoğun oluruz yada yazacak ilginç birşey olur mu onu orada göreceğiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)